Akran Zorbalığı

Poli - Uzm. Psk. Şerif Türkkal Çocuk ve Ergen psikoloğu Şerif Türkkal bu kez akranları tarafından istismar edilen, saldırganlığa maruz kalan çocukları yazdı...

20-01-2013 18:50

Haberler » Genç Sağlığı


 
Şerif Türkkal Poli Dergisi için yazdı:
 
“Ben 12 yaşındayım. Özellikle 2 yıldan beri, arkadaşlarım tarafından alay edilip dışlanıyorum. Sözlü olarak beni hep rahatsız ediyorlar. Bundan nefret ediyorum. Ben genelde sessiz kalırım. Hiç sesimi çıkarmadan susmalarını beklerim ama sonra şiddet de göstermeye başlıyorlar. Onların yüzünden artık okula gitmek istemiyorum. Okula gitmediğim zaman daha mutluyum. Bu olanları, beni neden dışladıklarını çok düşündüm.  “Bende eksik olan nedir?” diye düşünüyorum hep... Ben onlar gibi değilim. Onlardan daha küçük gösteriyorum. Bu yüzden benimle alay ediyorlar. Kısa olduğum için benim güçsüz olduğumu düşünüyorlar. Ama bu doğru değil. Ben güçlüyüm. Spor yapıyorum ve futbolda da çok iyiyim...”
***
"20 yaşındayım ve çocukluğumda yaşadığım bu olayın hala etkilerini taşıyorum. Ben hep çok sessiz ve sakin biriydim. Okulda sürekli benimle alay edilirdi. İsmimle dalga geçerlerdi. Bu durumdan o kadar etkilenmiştim ki mahkeme kararıyla ismimi değiştirdim. Sürekli dışlanırdım. Ne zaman konuşsam alay ederlerdi; kimseyle konuşamaz hale geldim. Lisede sürekli tehdit edilip haraç vermeye zorlandım. Birçok kez fiziksel şiddete de uğradım. Ailemden hiç yardım alamadım, çünkü evde de şiddet görüyordum. Yaşadıklarımı kimse önemsemedi. Artık kimseyle arkadaşlık kuramıyorum. Lise’deyken depresyona girdim ve iki yıl tedavi gördüm. Yaşadıklarım yüzünden kendime güvenim zedelendi. Keşke yaşadıklarımı gören, beni anlayan biri olsa diye düşünürdüm. Susmamalıydım... Yaşadıklarımı çevremle paylaşmalı ve bana bunları yapanlara ses çıkarmalıydım!”
 Yukarda anlatılanlar gerçek deneyimlerdir. Okulda akranları tarafından saldırganlığa maruz kalan kişilerin deneyimleri... Yaşlarından ötürü, çocukların, şiddet içeren tavırlarını çoğu zaman dikkate almayız. Oysa yukarıda yer verilen deneyimler akranlarına karşı saldırgan tavırları olan çocukların ne kadar ciddi sonuçlara yol açabileceğinin örnekleridir. Çocuk ve ergenlerin saldırgan davranışlarını ciddiye almayarak, mağdur olan çocukların sessizce olanlara katlanmasına sebep oluyoruz.
Akranları tarafından istismar edilen çocuklar, genelde olanlara göz yumar ve sessizce olanların geçmesini bekler. Oysa bu sessiz bekleyişi boyunca çocuk kendine olan güvenini yitirir ve çeşitli psikolojik sıkıntılarla karşılaşır. Bu çocukların deneyimlerinin anlatılmasının bu konuda farkındalık yaratmak ve gerekli önlemlerin alınmasını sağlamak açısından, çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bu hafta yazımda akranları tarafından saldırganlığa maruz kalan bu çocukları anlatmak istedim.  “Akran zorbalığı” olarak ifade edilen bu durumla ilgili bazı bilgiler sunacağım.
Konuyla ilgili daha fazla detay vermeden önce tanımına bakacak olursak, “akran zorbalığı”;  bireyin psikolojik ya da fiziksel olarak kendinden zayıf olan birine, sürekli ve kasıtlı olarak saldırganlık göstermesidir. Yani, bir olayı “akran zorbalığı” olarak tanımlamak için üç ön koşul göze çarpar: Taraflar arasında fiziksel ya da psikolojik “eşit olmayan güç ilişkisinin olması”, bunun “süreklilik” özelliği taşıması ve “kasıtlı” olarak yapılması. “Akran zorbalığı” çeşitli davranışları içerebilir. Örnek olarak, isim takma, bir kişi hakkında hoş olmayan ve asılsız dedikodular çıkartma, iftira atma, imalı konuşma, küçük düşürme, tehdit etme, hakaret etme, dışlama gibi davranışlardan; fiziksel saldırı, eşyalarına zarar verme ve haraç istemeye kadar uzanan çok farklı türleri sayılabilir.
“Çocuklar arasında kavgalar, itişip kapışmalar normaldir; abartmaya ne gerek var” diye düşünenler olabilir. Bilim dünyasında da zorbalık, uzun yıllar çocuk gelişiminin normal bir aşaması olarak kabul edilmiştir. Fakat 1982’de Norveç’te üç erkek öğrencinin sürekli olarak zorbalığa uğraması nedeniyle intihar etmesinin ardından, yapılan araştırmalarla zorbalığın olumsuz etkileri anlaşıldı.
Günümüzde “akran zorbalığı”, dünya genelinde öyle ciddi boyutlara ulaşmıştır ki, ergenler arasındaki ölümler incelendiğinde, akran zorbalığı sebebiyle intihar en büyük kısmı oluşturur. 1982’de Norveç’te şaşkınlık yaratan o üç intihar vakası, adeta bu durumun varacağı noktanın habercisiydi... İntihar girişimlerinin yanında akran zorbalığının sebep olduğu başka ciddi sorunlar da göze çarpar. “Akran zorbalığına” uğrayan öğrenciler; kaygı, kızgınlık ve çaresizlik duyguları, depresyon, okulu reddetme ve akademik başarıda düşüş, kendini değersiz ve mutsuz hissetme, dışlanmışlık ve yalnız kalma gibi sorunlar yaşamaktadırlar. Zorbalık olgusunun çocuk ve ergenler üzerindeki olumsuz etkileri sadece okul yıllarıyla sınırlı kalmayıp yetişkinlik döneminde de devam etme riski yüksektir. Öğrencilik yıllarında akran zorbalığına maruz kalan birçok birey, yetişkinliğe eriştiğinde olumlu sosyal ilişkiler kurma ve geliştirme konusunda sıkıntı yaşayabilmektedir.
Akran zorbalığının yıkıcı sonuçlarının yanında, bu durumdan etkilenen kişilerin yoğunluğu meseleyi daha dikkat çekici boyutlara ulaştırmaktadır. Dilerseniz istatistiksel sonuçlara bir göz atalım:
Ülkemiz için bu alanda detaylı bir çalışmaya ulaşamadım. Ama 2005-2006 eğitim öğretim yılında Mağusa ve İskele merkez ilkokullarındaki 5. sınıf öğrencileri üzerinde küçük çapta yürütülen bir araştırmaya rastladım. Bu araştırma sonuçlarına göre, kız öğrencilerin %17,2 ve erkek öğrencilerin  %36,8’inde “akran zorbalığı” potansiyeli görülmüştür (genelde % 26,21). Bu sonuçlar ülkemizdeki akran zorbalığının, dünya genelindeki durumla benzeştiğini gösteriyor. Diğer ülkelerdeki zorba öğrenci oranları şöyledir; İngiltere’de %20; İtalya’da %15 – 20; Yunanistan’da %6; Kanada’da %12; ABD’de %13; Norveç’te %7’dir.
Türkiye’de ise, İlköğretim öğrencilerinin % 35’i kurban, %30’u zorba/ kurban ( hem zorba hem de kurban olma durumu) ve % 6’sınında zorba olduğu bulunmuştur. Zorbalık türlerine göre bakıldığında ise, kurbanların; % 34’ünün fiziksel, % 29’unun sözel, % 21’inin dolaylı ve % 11’inin ise eşyalarının zarar görmesi şeklinde zorbalığa maruz kaldıkları belirtilmiştir.
 
“Akran zorbalığının” yaygınlığı ve böylesine ciddi sonuçlarının olması “zorbalığa ne sebep olur?” sorusunu doğurdu. Bu doğrultuda, aile ilişkilerinin ve anne-babanın davranışlarının akran zorbalığında önemli etkenler olabileceği düşünülür.  Ayrıca,  zorbaları ödüllendirip hedef olanları suçlayan bir kültür, zorbalık problemi yokmuş gibi davranan ve zorbalığı engellemeye yönelik çalışmaları olmayan bir okul, zorbalığa maruz kalan bir çocuğu görmeyen yetişkinler de akran zorbalığının yaygınlaşmasına sebep olur.
Her ne kadar “akran zorbalığını” tek bir nedene bağlamak mümkün olmasa da, kapsamlı olarak tanınması, sorunun azaltılması için etkili olacaktır. Bu tip istismarlar, uzun yıllar önemsiz görülmüş ve göz ardı edilmiştir. Hâlbuki akran zorbalığı, hem zorba, hem de kurban açısından ciddi psikolojik ve sosyal sonuçları olan bir problemdir ve yaşam boyu süren etkileri olabilir
haberkibris.com
Etiketler : Akran - Zorbalığı -
İlginizi çekebilecek diğer haberler
Dr. Alp Sirman
Hicret Günhan | Herbalist
Prof. Dr. Ahmet Maranki | Stratejik Araştırmalar Uzmanı
Prof. Dr. Akın Yücel |  Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Prof. Dr. Coşkun Tecimer
Prof. Dr. Erdem Yeşilada
Prof. Dr. Erkan Topuz
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Prof. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu | Varikosel Mikrocerrahisi
Selahattin Dönmez | Uzman Diyetisyen
Suna Dumankaya | Herbalist