Alzheimer nedir, nasıl bir hastalıktır ?.

Hangi yaşlarde görülür kimler risk altında, neler yapmalı?

27-11-2010 01:27

Haberler » Soru - Cevap


Dr. Başar Bilgiç anlatıyor:

Alzheimer hastalığı  hafıza, düşünce süreçleri ve dil gibi çeşitli beyin işlevlerini etkileyen bir hastalıktır.

Hastalığın başlangıcı sinsidir ve gidişat genellikle yavaştır. Günümüzde hastalığın sebebi kesin olarak bilinmemekte ve şifa anlamında bir tedavisi bulunmamaktadır. Alzheimer hastalığının adı, 1906 yılında alışa gelmedik özellikleri olan bir bunama hastalığından öldüğü düşünülen bir kadının beyin dokusundaki değişiklikleri betimleyen Dr. Alois Alzheimer'den gelmektedir.

Ne gariptir ki Dr. Alzheimer bulgularını tipik olmayan bir hasta üzerinde saptamış ve bulgular bu hastalığın tipik bulguları haline gelmiştir. Bu değişiklikler bugün Alzheimer hastalığının karakteristik patolojik beyin bulguları olarak bilinmektedir.

Alzheimer hastalığı, toplumun bütün gruplarını etkiler, her türlü coğrafyada izlenir ve bazılarında daha sık olsa da sosyal sınıf, cinsiyet, etnik grup seçmez. Alzheimer hastalığı daha çok yaşlılar arasında görülmekle birlikte nadiren genç insanlar da bu hastalıktan etkilenebilmektedirler.

Hastalar Alzheimer olduklarını fark ediyor mu?
Belli bir döneme kadar hastalarda farkındalık oluyor çünkü bazı şeyleri yapamadığının farkına varıyor. Mesela para işleriyle ilgili eskisi gibi karar veremediğini biliyor. Unutkanlığının yaşamını etkilediğini birebir görüyor ve çoğu kez de bundan utanıyor. Sağlıklı akranlarına göre bazı şeylerin ters gittiğini görebiliyor.

Tepkileri ne oluyor bu durumda?
Tepki ise hastadan hastaya değişiyor.  Bazısı unutkanlığını kabul etmiyor ve 'benim bir şeyim yok' diyor ama kendi kabuğuna çekiliyor. Çünkü rutin işlerini  sürdürürse hastalığı aşikarlaşacağı için evden dışarı çıkmamaya başlıyor.

İşi gücü varsa onları bırakıyor, hobilerini yavaş yavaş terk ediyor Bir grup  hasta böyle yapıyor, bir başka grup ise hastalığına çok üzüldüğünden reaktif olarak bir depresyon yaşıyor. Depresyon işin içine girince bu sefer tablo daha ağırlaşıyor. Bu durumda, sanki orta evredeki hasta, ileri evre hasta gibi gözüküyor ya da erken evredeki bir hasta olduğundan daha ağır bir durumda gözüküyor. Depresyon fark edildikten sonra bunu ortadan kaldırmak mümkün.  Tedavisi iyi de seyrediyor yeni dönemdeki psikiyatri ilaçları ile.

Muayeneye nasıl getiriliyorlar bu hastalar?
Doktora gitmek istemeyebiliyorlar. Çünkü bazen gözüken bulguları inkar eden hasta doktora gelmek istemiyor.  Bazı hasta yakınları, başka hastalık için seni doktora götürüyoruz diyor. Kandırılarak getiriliyorlar yani. Hasta ile konuşurken ona hissettirmeden muayene de yapılıyor.

Aileler Alzheimer'dan nasıl etkileniyor?
Aile yakınları bu durumdan çok etkileniyor. Hastalık, çoğu kez hastadan çok hasta yakınlarının  hastalığı haline geliyor. Hastaya bizzat bakan kişilerde depresyon çok sık görülüyor Bir tükenmişlik oluyor çünkü. Gün geçtikçe bakım yükü ve bakıcının uğraşacakları artıyor. Tek kişi bakımı çoğu kez beceremiyor ve tükenmişlik içinde bir depresyonun içine giriyor.

Bu durum hastanın bakımını daha da olumsuz etkiliyor. Onun için aile yakınlarına psikolojik destek şart. Bir hekim, hastasına Alzheimer tanısı koyduğunda, bir hastası ile beraber potansiyel hastalarının da olacağını bilmeli. Gerektiğinde onları tedavi etmeli, psikiyatri hekimine  yönlendirmeli.

Alzheimer Vakfı da bu konuda hasta yakınlarını bilinçlendiriyor değil mi?
Evet. Bu amaçla kurulan Alzheimer Vakfı'nın aylık toplantıları olur, aile yakınlarını bir araya getiren. Bu toplantılar aile yakınlarını rahatlatır, başka hasta yakınlarının  çözüm önerileri bir başkası için çok değerli olabilir ve bu bilgiyi bir hekim kolay kolay veremez.

Ben bu hastalık ile oldukça içli dışlı uğraşıyorum ama hastaların nasıl yaşam sürdüklerini hastanede değil huzur evinde öğrendim. İki ayda bir gördüğünüz hastayı tam izlemek mümkün değil ama huzur evinde seyri çok daha iyi görüyorsunuz.

Tedavi aşamasından biraz söz edebilir miyiz?
Şifa anlamında bir tedavisi yok. Bu hastalığı ortadan kaldıracak bir yöntem yok henüz çünkü. Böyle bir hastalık ortadan kalksın, bitsin gibi bir şey yok ama üzerinde oldukça fazla araştırma yapılan bir hastalık ve bu konuda çok para harcanıyor.

Umutlu olmak için bir çok neden var. ABD ve Avrupa'da en büyük sorunlarda biri, bu nedenle sosyal sistemin üzerine ciddi bir yük biniyor. Şu an tedavide kullanılan ilaçlara, eğer erken dönemde başlanırsa, hasta iki yıl daha sosyal yaşamın içinde tutuluyor ve bu şartlar altında hastalığı 5 yıl geciktirmek bile ciddi bir başarı olacak. Ortadan kaldırmaktan söz etmiyorum, dediğim gibi geciktirmek bile ciddi bir getiri sağlayacak.

Alzheimer daha çok kimlerde görülüyor?
Alzheimer'e neredeyse her şey katkıda bulunuyor. Örneğin hangi rakımda yaşadınız bile önemli olabiliyor ama en önemlisi yaş. Ne kadar yaşlıysanız bu hastalığın görülme sıklığı artıyor. Bu duruma müdahele edemiyorsunuz ama  yapılabilecek şeyler de var. Mesela yaşlılıkta izlenen diğer hastalıklar da riski artırıyor. Tansiyon yüksekliği, kalp hastalıkları, kolesterol yüksekliği, şeker hastalığı gibi sorunlar da hastalığa eğilim yaratıyor. Damarlarınızı ne kadar korursanız, vücudunuzu ne kadar zinde tutarsanız, o kadar korunursunuz denilebilir.  Yaşlılık depresyonu da bir risk faktörü. Yani korunmak için düzenli check-up ve var olan hastalıkların kontrol altına alınması  önemli.

Risk faktörleri neler?
Yaşı artık geçiyorum,  geçmişinde son on yıl içinde ciddi depresyon, kafa travması geçirenler, yoğun bakımda yatanlar, genetik risk faktörleri taşıyanlar risk altında. Eğer ailenizde bu hastalıktan ölen biri varsa yaşlanmayla birlikte bu hastalığa yakalanma riskiniz çok az artıyor ama ailenizde 60 yaşından önce bu hastalığa yakalanan varsa, o zaman  durum biraz karışık. 60 yaşından önce başlayan bir Alzheimer hastalığı varsa ırsi olma ihtimali olabilir.

Buna karşın, eğitim düzeyiniz ne kadar yüksekse bu hastalıktan da o kadar korunuyorsunuz. Entellektüel düzeyiniz ne kadar yüksekse, hastalığın tanısı zor oluyor dense de, eğitim düzeyi yüksekliği sizi koruyor, riskiniz düşüyor. Kadınlarda menopozdan sonra alınan hormon tedavisinin de hastalıktan koruduğu düşünülüyor.  Makul bir  alkol tüketimi, özellikle kırmızı şarap olumlu etkide bulunuyor. 

Bu hastalıkta genetik yatkınlık var mı?
Genetik olarak bu soruna yatkın mısınız buna bakılabiliyor. Testler var ama bu kesin bir yöntem değil. Birebir olacak tek risk faktörü yaş. Bilinen ve bilinmeyen faktörler var, bunlar insan yaşamı içinde bir araya geliyor ve kim daha fazla risk faktörüne maruz kalıyorsa orada çıkıyor. Ayrıca bunu öğrenmek sadece bilmenize yarar ve belki ona göre bir plan yaparsınız.  Geç yaşta çocuk sahibi olmazsınız önlem olarak örneğin. Aslında çok kişi de sorunu öğrenmek istemiyor...

Bu hastalığın en büyük risk faktörlerinden biri öncelikle değiştirilemez olan yaş. Ne kadar yaşlanırsanız  ortaya çıkma şansı o kadar artıyor. 60'lardan sonra görülme sıklığı artıyor mesela. 70 yaştan sonra Türkiye'de görülme oranı yüzde 11, bir de yaş gruplarına göre ayırırsanız 70-75 arası daha azken, 95-100 arası çoğalıyor.

Neredeyse yarı yarıya. Belki insan ömrü 120'ye çıkarsa ve bu hastalığa da bir çare bulamazsak insanlar bu yaşta tamamen bunayacak. Beyin bu kadar yaşamaya programlanmış bir organ değil. Dünya tarihi boyunca ilk defa bu kadar uzun yaşam sürer hale geldik.  Çünkü giderek bir çok hastalığın çaresi bulunuyor. Bir dolu yaşamı uzatan neden var.

Alzheimer hastalığının olmazsa olmaz bulgusu nedir?
Alzheimer hastalığının olmazsa olmaz bulgusu unutkanlık. Yüzde 95-98 unutkanlıkla başlıyor. Beynin özel bir yerini tutuyor, hipokampus diye bir yer ve oradaki hücreler ölmeye başlıyor çünkü orada bir takım maddeler birikiyor, birikmemesi gereken maddeler bunlar ve daha sonra beynin diğer taraflarına atlıyor. Beyin eriyor yerine su geliyor .

Bu çok hızlı bir süreç de değil. Erken evrede tanı aldıysanız ortalama 8 yıllık bir ömrünüz var demektir. Hastalığın ilerlemesi, yatağa düşmeniz ve vefat etme aşaması dersek, ortalama ömür 8 yılı buluyor. Bazı kişilerde bu 15 yıla da çıkabilir ama 5 yılda da süreç bitebilir. Ölüm beyindeki erimeyle olmuyor.  Kişi yatağa düşünce yutması bozuluyor, akciğer enfeksiyonu olabiliyor, hareket etmeyenlerde bacakta pıhtı olabiliyor, yatak yarası, enfeksiyonlar oluyor, bunlar ölüme götürüyor.

Unutkanlık ilk bulgu dedik ama nasıl bir unutkanlık bu?
Bir çok insan unutkan ama burada sorun farklı, çünkü giderek artan bir unutkanlık var. Alzheimer hastaları yeni materyal öğrenemiyor fakat eskiyi ise daha detaylı hatırlıyor önceleri. Çoğunluğu çocuklarının doğumunu anlatır, detay verir. Ama kişiye üç kelime söyleyin, "unutma" deyin, aradan üç dakika geçince sorun, hatırlayamaz söylediklerinizi.

Yardım da etseniz hatırlayamaz. Alzheimer hastası bilgiyi kaydedemez. Yeni bilgi alamıyor, eski bilgiyi hastalığın başlarında tutuyor ama ilerledikçe eski bilgi de gidiyor. Mesela eşlerini tanırlar ama en fazla tanıyamadıkları yeni torunlardır. Eşlerini unutmaları zordur. Ancak, hastalık ilerledikçe onu da unutuyor ya da karıştırıyor. Çok ileri dönemde hasta yatalak oluyor, duygularını gösteremiyor ve sanki hiç tepki vermiyor gibi duruyor ama eşi yanına geldiğinde o duygusal tepkiyi veriyor. Yatalak olduğunda iletişim hiç olmayabiliyor.

Hastalığın aşamaları neler?
Alzheimer hastalığının aşamaları için çeşitli ölçekler var ama en iyisi üçe ayırmak.  Erken dönem, orta evre ve ileri evre. Erken evrede hastaya bakınca; onun hasta olduğunu bile anlamazsınız, gayet sağlıklı görünen bir hastadır ama yakınlarına sorduğunuzda çok unutkan olduğu söylenir. "Yemeğin altını açık unutuyor, dışarı çıktı eve gelirken yolu şaşırmış" gibi yakınmalar olur. "Eşyalarını bir yere saklamış ama sakladığı yeri bulamıyor.

Emekli maaşını aldı nereye koyduğunu bulamıyoruz"  gibi yakınmalar da onu izler. Bunun dışında hasta dışarı gidebilir, kendi başına giyinebilir, banyo yapmasında sorun yoktur. Evde yemek yapar ama tadı bozulmuştur. İlk evre böyle bir evre.

Sonra hastalık hızlı bir şekilde ilerliyor. Aslında fizik olarak yine dinç görünüyor ama aşırı unutkanlık var bu aşamada. Yakınlarının; "Torunları şaşırmaya başladı, dışarı çıkarmıyoruz çünkü kayboluyor, parayı tanımıyor" yakınmaları artıyor.

Bu aşamada muhakeme yapamazlar, yargılamaları bozuktur.  Kazayla dışarıda kaybolan kişi polise gitmeyi düşünemez. Orta evrede daha sorunlu psikiyatrik bulgular başlar. Olmayan şeylerden bahsederler. "Eşim beni aldatıyor, paramı çalıyorlar" derler. Hep yakınlarını suçlarlar. Kocası ya da karısı için, "benim karıma çok benziyor ama o değil, benim eşim yukarıda oturuyor" diyebilirler.

Olmayan şeyleri görüler. Mesala çilek toplayabilirler evin içinde ya da duvarda yürüyen korkunç böcekler görebilirler. Depresyon, ilgisizlik olur, motivasyonsuzluk olur. Eskiden aktif olan insan artık koltuğunda oturur. Canını sıkan bir şey de yoktur, sadece ilgi heves kaybı gibi durum yaşanır. Psikiyatrik bulgulardan en sık rastlanan budur. Orta evrede idrar kaçırma başlar. Tek başına yıkanamaz, bir de hastalarda ilginç bir şekilde banyo fobisi olur bunun nedeni tam bilinmiyor. Geçmişte çok temiz olan bu hastalar hijyenlerine hiç özen göstermez hale gelirler.

Bir anda pasaklı denen bir hale gelirler. Orta evre, en zor evre hasta yakınları için. Hasta hareketli ama zor bir hasta. Saldırgan olabilir bu dönemde. Giydirmeye çalıştığınızda saldırır, idrar kaçırdığı için bezlersiniz ona kızar. En fazla huzurevi yatışlarının olduğu evre de bu evre. Mutfak, sofra ve her türlü ev aleti kullanmaları da bu evrede bozulur. 

Duyguları ne durumda bu evrede?
Yatalak oldukları dönemde bile hissedişleri normaldir aslında. Sevdiklerine iyi tepki verirler, sevmediklerine kötü tepki verirler. Hep bey ya da hanım diye hitap edilmiş birine siz kalkıp da  abi, beyamca derseniz kızarlar.

Farklı bir hitabette sinirlenirler. Yatalak hasta olurlar ama biz neden korkuyorsak, ondan korkarlar. Alzheimer hastalarına bakanlara, bu hastalarla ilgilenenlere bunu söylemek lazım. Hep sevdikleri şeyi uyaran olarak vermek gerekiyor. Dikkatleri çok çabuk çelinir, Örneğin size bağırırken, "hadi gel kahve içelim" dediğinizde onu rahatlatırınız. Keyif aldıkları şeylerden mahrum bırakmamak önemli. Bu hastalık tersine bir çocukluk aslında. Bir yaşlı hasta var karşınızda ama giderek bebek oluyor.

mcaturk.com

Etiketler : Alzheimer - nedir - - nasıl - bir - hastalıktır - ?. - -
İlginizi çekebilecek diğer haberler
Dr. Alp Sirman
Hicret Günhan | Herbalist
Prof. Dr. Ahmet Maranki | Stratejik Araştırmalar Uzmanı
Prof. Dr. Akın Yücel |  Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Prof. Dr. Coşkun Tecimer
Prof. Dr. Erdem Yeşilada
Prof. Dr. Erkan Topuz
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Prof. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu | Varikosel Mikrocerrahisi
Selahattin Dönmez | Uzman Diyetisyen
Suna Dumankaya | Herbalist