Sağlığın korunmasında besin desteği gerekli midir?

Prof. Dr. Erdem Yeşilada

06-05-2011 00:30


Besin Destekleri günümüzün en popüler ve tartışılan kavramlarından biri. Bazı uzmanlar dengeli beslenen kişilerde besin desteği kullanılmasının gerekmediği görüşünü savunurken, diğer bir grup mutlaka kullanılması gerektiği düşüncesindedir. Hatta birkaç yıl önce en önemli Tıp dergilerinden biri olarak kabul edilen "Annales of Internal Medicine" dergisinde çıkan bir saha çalışmasının (prospektif) sonuçları gazete manşetlerine "Vitaminler Etkisiz" şeklinde yansıtılmıştı. On yıl süre ile elli bin menopoz dönemindeki kadın üzerinde yürütülen çalışmada vitamin desteği alanlar ile almayanlar arasında dikkati çekici bir farklılık görülmemiş. Uzun süreli bir çalışma olması ve çok kişi üzerinde yürütülmesi nedeniyle ilk bakışta çok güvenilir gibi görünen bu çalışmanın tartışma kısmında araştırma süresince gönüllülerin günlük beslenme programı ve yaşam tarzının kontrol altında tutulmadığı belirtilmesine rağmen gazete manşetlerine bu bilgi yansıtılmadı. Aslında bu hususlar insanların besin desteklerine ihtiyaçlarının belirlenmesi bakımından son derece önemli.

Bu konuyu bir örnek üzerinde inceleyelim isterseniz. İstanbul'da Anadolu yakasında yaşayan bir insan Avrupa yakasındaki iş yerine zamanında ulaşabilmek için her gün sabah 6.30'da kalkıyor ve alelacele giyinip evden çıkıyor. İş yerine vardığında bir simit ya da poğaça ile kahvaltısını yapıyor. Öğle yemeğinde ya çevreden kebap-pide tarzı gıdalar ya da iş yerinin sağladığı yemekler yeniyor. Akşam eve vardığında evli ise ve eşi de çalışıyorsa yine hızla hazırlanan yemekler yeniyor. Peki, bu insan gerekli vitamin, mineral ve diğer besin öğelerini ne derecede sağlayabiliyor dersiniz?

Diğer taraftan, yediğimiz meyve ve sebzelerde vitamin, mineral ve diğer besleyici öğeler yeterince bulunuyor mu? Ezilmeden satış tezgâhlarına ulaşmasını sağlamak üzere meyve ve sebzeler henüz tam olgunlaşmadan, yani biyosentez tamamlanmadan toplanarak naklediliyor. Nakliye sırasında yığın halinde ya da kasalarda güneş görmeden sahte olgunlaşma meydana geliyor, ya da narenciyelerde olduğu gibi karpit ile sarartılıyor. Bu durumda içerisinde yeterli miktarda vitamin ve diğer besleyici öğelerin bulunduğunu düşünmek yanlış olur. Kaldı ki, sebzelerin pişirme şekli de yararlarını belirleyen önemli bir etkendir. Mesela, enginar karaciğerin dostu olarak bilinir ve karaciğerimizin işlevlerini desteklemek amacıyla tüketilir. Peki, bu uygulama ne derecede etkili olabilir? Sağlığa yararlı olduğu için enginarın tüketilmesi şüphesiz yararlı, ancak karaciğerdeki olası hasarların giderilmesi, yani tedavi amaçlandığında enginar yiyerek tatminkâr sonuç alınması mümkün değil. Enginarın karaciğer için yararlı bileşenleri gıda olarak tüketemediğimiz kısımlarında; gövde yaprakları ve çanağın etrafındaki yapraklarda (brakte) yüksek oranda bulunuyor. Ayrıca enginarı pişirirken de mevcut etkili bileşenlerin önemli bir kısmı kayba uğruyor. Dolayısıyla, enginarı yemek olarak tüketmek yararlı, ama etkili olabilmesi için yoğunlaştırılmış özütünü taşıyan enginar tableti ya da kapsülü gibi ilaç şekillerini tüketmek akılcı bir yaklaşım olacaktır.

takvim.com.tr

 

 

Diğer Yazıları
Dr. Alp Sirman
Hicret Günhan | Herbalist
Prof. Dr. Ahmet Maranki | Stratejik Araştırmalar Uzmanı
Prof. Dr. Akın Yücel |  Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Prof. Dr. Coşkun Tecimer
Prof. Dr. Erdem Yeşilada
Prof. Dr. Erkan Topuz
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Prof. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu | Varikosel Mikrocerrahisi
Selahattin Dönmez | Uzman Diyetisyen
Suna Dumankaya | Herbalist