Şizofreni

Dr. Alp Sirman

22-03-2009 13:58


Şizofreni , bütün toplumlarda ortalama yüzde bir sıklıkla görülen , ağır bir psikoz durumudur . Psikoz dediğimiz zaman , gerçeği değerlendirmenin bozulduğu , kişinin sanrı adı verilen garip , acayip düşünceler içine girdiği , olmayan sesler duyduğu ya da hayaller gördüğü ve bunlara bağlı olarak garip davranışlar geliştirdiği , giderek ilerleyici bir bozukluktur .
Bu bozukluğun temelinde genellikle genetik bozukluklar , doğum travmaları gibi beyin gelişimini etkileyen etkenler yer alıyor . Bu hastalığın en yaygın görülme yaşı 20-30 yaşları arasındadır .
Hastalık öncesi döneme ait temel koşullar ağır stres faktörleri altında hastalığı ortaya çıkartabilir . Yani eşik altı dediğimiz , hastalık belirtilerini gösteremeden kalabileceği durumlarda , göç , etnik ve dinsel dışlanma , madde kullanma , şehir stresi gibi faktörler , çoğu zaman hastalığın açık hale gelmesine yol açabilir . Her türlü stres , ekonomik kriz , ailevi sorunlar birer neden olabilir .
Şizofrenide intihar riski yüksektir . Bu tür hastalarda yüzde 10 civannda bir hasta grubu intihar ederek hayatına son vermektedir , intihar depresyon yada psikoz nedeniyle olabilir .
Bu hastalık ortaya çıkmadan , bu hastalığın ortaya çıkacağını anlamak mümkün değil . Tabii bazı risk faktörleri olabilir , ailede böyle bir hastalığın olması , bireyin hastalık öncesinde böyle garip düşüncelerinin , acayip davranışlarının ortaya çıkması , yoğun sıkıntılar , depresyonlar bu hastalığın kuluçka dönemi yani hastalık öncesi belirtileri olarak tanımlanabilir .
Ama her kuluçka dönemi hastalığın ortaya çıkmasını gerektirmez . O nedenle tanı koyabilmek için mutlaka hastalığın varlığını görmek gerekir .
 Erken tanı maalesef bu hastalıkta mümkün değildir . Ancak risk grupları belirlenebilir . Bu hastalık birden bire ve sinsice gelişebilir . Birdenbire kişi garip düşünceler , ses duymalar ve davranış bozuklukları ortaya çıkabilir .
Örneğin üniversiteye giden bir öğrencide bir süre sonra adaptasyon ve uyum sorunlarıyla birlikte böyle bir psikoz gelişebilir . Şizofreni tedavisinde bugün eskiye göre çok daha olumlu bir noktadayız . Şizofreni hastalarının beyninde bu belirtilerin ortaya çıkmasına neden olan bir nörokimyasal bir dengesizlik var . Bu dengeyi oluşturacak maddelerle , biz bunlara antipsikotik ilaçlar diyoruz , bu hastalığın en azından remisyon dediğimiz bir düzelme döneminde kalmasını sağlayabilir .
 Ama tam bir iyileşme , oldukça nadir rastlanan bir durumdur . Ortalama yüzde 10 civarındaki bir hastada tam bir iyileşme olabilir . Hemen hemen kadın ve erkekte hastalığa yakalanma şansı aynı . Ama kadınlarda bu hastalığın başlama yaşı erkeklere göre 5 sene daha sonra ortaya çıkıyor . Yani erkek grubunda hastalık daha erken başlıyor .
Bu nedenle de kadınlarda hastalığın gidişinin erkeklere göre kısmen daha iyi olabileceğini söyleyebiliriz . Tabii şizofrenide tek tedavi ilaç tedavisi değildir . Böyle hastalıklarda , hastanın tekrar topluma uyumlandınlması , rehabilitasyonu , kendine güven kazanması için mutlaka destekleyici tedavilere ihtiyaç vardır .
Sadece hekimle görüşmekle değil , ona bir takım fırsatlar vermek , onların yaratıcı yönlerini geliştirmek , toplumsallaşmasını sağlamak için rehabilitasyon hizmetleri gerekmektedir . Hastane tedavisi sadece akut dönem adını verdiğimiz hastalığın belirtilerinin yoğun olduğu dönemde gereklidir .
Bunun dışında bu hastalar , toplum içersinde tedavi edilmelidir .
 
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Prof. Dr. Sunar Birsöz' ün yazısı
 
Kaynak: Sabah
 
Diğer Yazıları
Dr. Alp Sirman
Hicret Günhan | Herbalist
Prof. Dr. Ahmet Maranki | Stratejik Araştırmalar Uzmanı
Prof. Dr. Akın Yücel |  Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı
Prof. Dr. Coşkun Tecimer
Prof. Dr. Erdem Yeşilada
Prof. Dr. Erkan Topuz
Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu
Prof. Dr. Osman Müftüoğlu
Prof. Dr. Teoman Cem Kadıoğlu | Varikosel Mikrocerrahisi
Selahattin Dönmez | Uzman Diyetisyen
Suna Dumankaya | Herbalist